Google'da Ara Filistinde Neler Oluyor

FaceBook ta paylaş

Hayır ile şer, dolayısıyla Muhammed (S.A.s.) ümmeti ile onun düşmanları arasında çatışm

a kıyamet gününe kadar devam edecektir. Filistin toprakları asırlar boyunca bu çatışmanın belki de merkezi olmuştur. Hıristiyanlar bu toprakları elde edebilmek için birbirini izleyen haçlı seferleri düzenlemiş, yahudiler yine aynı amaçla her türlü hileye başvurmuşlardır. Hıristiyan ve yahudi kitleler bu toprakları ele geçirmek için onca sıkıntıya ve zorluğa katlanmışken bu toprakların asıl sahipleri olan Müslümanların yılgınlık göstererek oraları düşmanlarına teslim etmeleri asla uygun düşmez.

Bugün hala tüm acımasızlığı ile devam eden katliam ve kıyımlar, bölgenin İngiliz hakimiyetine girmesi ile başlamış ve bağımsız bir Yahudi Devleti’nin kurulması ile iyice hız kazanmıştır.

Bölgede yaşanan olayların temelinde, Filistin topraklarının her üç din için de kutsal topraklar olarak görülmesi yatmaktadır.

Ancak Siyonist görüşün savunucuları bu kudsiyeti barış ve huzur içinde muhafaza etmek yerine, diğer halkları yok etmeyi hedefleyen bir politika izlemişlerdir.

Siyonist düşünceye göre Yahudiler Allah tarafından seçilmiş “üstün bir ırk”tır ve diğer tüm dünya halkları Yahudilere boyun eğmekle yükümlüdür. Siyonizm için “üstün ırk” inancı kadar “vaat edilmiş topraklar” inancı da son derece önemlidir. Bu inanca göre Yahudiler Allah’ın kendilerine vaat ettiği kutsal topraklarda yaşamalıdırlar. Nil’den Fırat’a kadar bir alanı içine alan bu kutsal toprakların merkezini ise başta Kudüs olmak üzere Filistin toprakları oluşturur.

Siyonizme göre vaat edilmiş topraklarda yaşamak Yahudilerin en doğal hakkıdır ve buna engel olmak isteyenlere karşı her türlü şiddet ve baskı uygulanabilir.

Binlerce yıldır yaşadıkları yerlerden Yahudiler tarafından zorla sürülüp çıkarılan Filistinli Müslümanların büyük bir çoğunluğu halen mülteci kamplarında yaşamlarını sürdürmektedir. Şu anda kamplarda ve Lübnan, Ürdün gibi komşu ülkelerde mülteci konumunda yaşayan Filistinlilerin sayısı 3.5 milyonu bulmaktadır.

Filistinlilerin, mülteci kamplarında ve İsrail’in işgali altındaki bölgelerde yaşamak zorunda bırakıldıkları koşullar ise son derece çetindir. Bu insanlar en temel ihtiyaçlarını karşılamakta bile zorlanmakta, elektriği ve suyu İsrail Devleti izin verdiği müddetçe kullanabilmekte, geçimlerini sağlayabilmek için kilometrelerce yol gidip oldukça düşük maaşlarla çalışmakta ve böyle bir ortamda ayakta kalma mücadelesi vermektedirler.

İsrail Devleti’nin ideolojisinin temelini terör oluşturmaktadır. Bu terörden en çok nasibini alan da doğal olarak bölgede yaşayan Müslüman halktır. Filistinli Müslümanlar yaklaşık yarım asırdır, hiçbir gerekçe gösterilmeden evlerinden çıkarılmakta, kurşunlanmakta, saldırıya uğramakta, evleri başlarına yıkılmakta, tarlaları ve bahçeleri yok edilmekte, işkenceye ve şiddete maruz kalmaktadırlar. Filistin topraklarında yaşanan manzara, bu ülkede İsrail Devleti tarafından her yönüyle büyük bir soykırım yürütüldüğünü gözler önüne sermektedir.

Filistin’de saldırıya uğrayan, üzerlerine ateş açılan, bombardımana tutulan çocukların, gençlerin ve kadınların ancak çok az bir kısmı dünya medyasına yansımaktadır. akta ve böyle bir ortamda ayakta kalma mücadelesi vermektedirler.

İşte günümüzde Filistin’de yaşanan adaletsizlik ve haksızlıkların, İsrail Devleti’nin Filistin halkına karşı uyguladığı şiddet ve baskı politikasının temelinde bu ırkçı inanç ve görüş yatmaktadır.
Yahudiler için Filistin toprakları üzerinde bağımsız bir “Yahudi Devleti” kurulması kutsal bir misyondur.

1948 yılının Mayıs ayında gerçekleştirilen bu misyonun sürekliliğinin korunması ise bir başka önemli hedeftir. İsrail Devleti’nin yöneticilerine göre bu sürekliliğin korunması ancak, Filistin topraklarında Yahudi nüfusunun artırılması ve Yahudilerin yaşadığı alanların genişletilmesi ile mümkündür.

Bunun sağlanabilmesi için de Filistin halkı ya tamamen bu topraklardan sürülmeli ya da yok edilmelidir. İşte bu inançla İsrail Devleti 50 yılı aşkın bir süredir Filistin halkına karşı etnik bir soykırım yürütmektedir.  Unutulmaması gereken gerçek, tüm bu yaşananlar karşısında vicdanlı insanların üzerine düşen sorumluluktur. Filistin’de yaşanan olaylar bir Arap-İsrail savaşından çok daha öte anlamlar ifade etmektedir.

Herşeyden önce Filistin’de hakları ve toprakları zorla gaspedilmiş Müslüman halk, önemli bir hak arayışı içerisindedir. Söz konusu mücadelenin geçtiği topraklar tüm İslam alemi tarafından kutsal kabul edilen topraklardır.

Aslında Filistin halkı da tüm Müslüman aleminin mülkü olan Kudüs topraklarını terk etmemek için direnmektedir. İşte bu yüzden Filistin topraklarında devam eden bu büyük zulme dayanak sağlayan ideolojilerle fikri mücadele etmek, bir çözüm yolu bulmak tüm iman edenlerin üzerine düşen bir sorumluluktur.

Allah “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” (Al-i İmran Suresi, 104) ayetiyle tüm inananlara verilen bu şerefli sorumluluğa dikkat çekmiştir. O halde tüm Müslümanların yapmaları gereken, Allah’ın hoşnut olacağı ahlakı bizzat yaşamak, insanlara anlatmak, Kuran ahlakını tüm dünyaya tebliğ etmektir.

FaceBook ta paylaş

Bunlarıda Okumanızı Tavsiye Ederiz


03 Eylül '10                   Makaleler, Tarih          Yorum Yok          
, , , , ,

Konu hakkında iyi - kötü, soru - görüşlerinizi belirterek bizi memnun etmiş olursunuz. En azından bir teşekkür etmeniz bir şey kaybettirmez sizlere. Lütfen yorum yazın :)

Sizde Yorum Ekleyin

Yorum yazarken dikkat ediniz;
  1. Konuda kırık link yada kaldırılmasını istediğini bir içerik varsa uygun bir üslupla bildirin.
  2. Web sitenizin reklamını yapmak için saçma sapan, konuyla alakası olmayan yorumlar atmayın.
  3. Bunlara uyacak şekilde yorum yazarsanız teşekkürü borç biliriz =)








RSS Aboneliği